7 Şubat 2010 Pazar

4-6-0 ve Galatasaray

herkesin diline dolanmış rijkaard'ın deneme tahtası galatasaray, dün 4-6-0 denedi işte 4-6-0 türkiye'ye uygun değilmiş vesaire vesaire. böyle diyenlerin futbolu sadece taktiklerdeki sayılar kadar bildiğini ve başka bir bilgileri olmadığını düşünüyorum.

galatasaray'ın sene başında oynadığı taktik (her ne kadar rıdvan dilmen 4-2-3-1 dese de) 4-3-3'tü. orta sahada sarp-topal(ayhan)-elano üçlüsü sol açıkta arda, sağ açıkta keita ve uçta baros. taktiğin özellikleri elano'nun verimini düşürmesi çünkü çok arkada kalması ve istediği şekilde topla buluşmaması, bunun dışında sol açıkta ve sağ açıkta bulunan futbolcuların sık sık yer değiştirmesi (keita'nın bazen sola, arda'nın sağa geçmesi) ve iki tane top tekniği yüksek olmayan ama savaşan ve top kapma yeteneği yüksek. en uçta da baros, hızlı, top sürerek adam geçme yeteneği iyi olan, ve topu ileriye doğru taşıyabilen bu sırada açıkta bulunan futbolcuların da top taşıma kaygısı olmadan hücuma çıkmalarına sebebiyet veriyordu. keita'nın adamları çok rahat geçmesi de galatasaray'ın oyunu rakip sahaya yıkmasına neden oluyordu.

dün oynanan taktikte, elano-mustafa sarp-mehmet topal yine aynı yerlerindeydiler. sol açıkta giovani dos santos, sağ açıkta da keita yine yerlerindeydiler ve maç içinde yer değiştirdiklerini de gördük, tıpkı sene başındaki arda-keita'nın yer değiştirmesi gibi. en ileri uçta da arda oynadı. yine 4-3-3 oynadı takım.

6 tane orta saha oyuncusu oynaması demek takımın 4-6-0 oynaması demek değil çünkü arda bildiğiniz forvet oynadı. maçın 95%'inde defansa yardım etmedi, keita ve gio yine ofansı ikilemeye çalıştılar biri kanattan topu getirdiğinde (ki bu sadece keita oldu dün). yine aynı şekilde 3 tane forvet koyduğunuzda da illa 4-3-3 oynuyorsunuz diye bir şey yok. oyuncuları nasıl oynattığınıza bakar bu taktikler, oyuncuların ne tip oyuncular olduğuna değil. geçen sene kewell stoper oynadı diye galatasaray 3-6-1'mi oynamış oldu, hayır yine 4-5-1 oynamış oldu.

4-6-0 şu anda dünyadaki en modern taktiklerden biridir ancak ütopiktir. 6 orta saha oyuncusu öyle oyuncular olmalıdır ki, gerektiğinde hücumda beklerle beraber 8 kişi, defansta da 10 kişi birden olmalıdır. takımdaki herkes top rakipteyken, topla kendi kalesi arasında olup, topu kapmak için uğraşmalı. rakip takımlar zaten taş çatlasa 6 kişi atak yaptığından 6'ya 10'luk bir sayı avantajına sahip olarak rakip kitlenir. hücumda ise teknik, savaşan ve pas yapabilen ortasaha oyuncuları, rakibin 2 (bazen 3) forvet oyuncusunun zaten oyundan düşürerek, 7-8 kişilik bir defansa karşı atak yapılır ki burada sayısal bir üstünlük yoktur. beklerin de katılmasıyla hücumda da denk sayılar vardır ve ayağa paslar yapılarak rakip oyuncular ekarte edilerek ceza sahasına 5 kişiyle birden girilir. gol atma şansınız da baya yüksek olur.

o yüzden, dün galatasaray'ın oynadığı futbol'un 4-6-0 ile alakası yoktur. şu anda da dünyada benim bildiğim oynayan bir takım yoktur çünkü dediğim gibi ütopiktir. futbolcuların çok ideal ve komple futbolcular olması gerekir ve çok sayıda böyle futbolcuya sahip bir takım da şu an yok.

Takım Ruhu

bizim kazanmamız için şu fotoğraflarda gözüken şeylerden başka bir şeye ihtiyacımız yok. takım şu ruha sahip olsun her maç, zaten her kulvarda başarı gelir. zaten taraftarın da bundan başka beklediği bir şey yok.

4 Şubat 2010 Perşembe

Nazar

kesin sivaslıların bir işi var bunda. uğur boral sezonu kapattı. dentinho'yu, pedersen'i, hadi hepsini geçtim en azından özgür çek'i getirmeyen fenerbahçe yönetimi ne düşünüyordur şimdi? neyse şimdi bunları konuşmak istemiyorum aslında, kahrolmayan fenerbahçe taraftarı yoktur şu habere, tam acaba değişti mi, orayı kotarır mı bu sezon diyorduk ki bu çıktı başımıza. acil şifalar diliyorum, geçmiş olsun...

Hediyedir, Parayla Satılamaz.


aston villa kiralık futbolcularına takımı carling cup finalinde izlemek adına bir kıyak geçmiş ve manchester united'la olan final için futbolculara, yakınlarını veya arkadaşlarını da getirebilmeleri için 5'er bilet vermiş. bizden bir takımın bunu yapar mı? sanmıyorum zaten kiralık kaç futbolcu var geleceği düşünerek gönderilmiş orası da meçhul. konuya geri dönelim. aston villa'nın 18 yaşındaki futbolcusu nathan baker, yaşım da doldu diyerekten arabanın kredisini çekmeden peşinatı hazırlamak için bu biletleri daha ünlü bir yer yokmuş gibi facebook'tan 200'er pounda satmış. 1000 pound, az para değildir diye düşünüyorum, yaşı genç daha az kazanıyodur ama ilerisinde ne olur bilemem -hatta fm'den baktım, yıllık 15,500 pound diyor, fm profili de çok parlak değil zaten-. Ama tabi satarken bir şeyi gözünden kaçırmış. biletlerin üzerindeki "hediyedir, parayla satılamaz" yazısını. tabi hemen baker'ın maça gelmesini yasaklamışlar, ve bu biletleri sattığı için daha başka cezalar da gelebilirmiş.

sonuç olarak futbolcumuz dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmuş. kendisine mesaj olarak: "salak, bari facebook'tan satmasaydın, bi dahakine sahibinden.com'u kullanabilirsin bilmiyordur burayı villa park'takiler" diyorum.

not: salladım tabii ki araba olaylarını falan.

Hargreaves

hem ingiliz, hem manchester united forması giyiyor ama bu adam nedense beğendiğim futbolculardan. belki kanada doğumlu ve önlibero -ayrı bir önem duyuyorum bu mevkiye ve saygım var oynayan futbolculara, sahadaki işçi kesimidir önliberolar- olmasındandır. 2007'de transfer olduğu manu senede 50 maç yaparken, kendisi 2.5 senede sadece 37 maçta forma giyebildi ama bunun da başlıca nedeni sakatlığı. 1.5 senedir futbol oynamıyor hargreaves, durumu linderoth'tan beter nerdeyse. yavaş yavaş fit olmaya başlıyorumuş ama bugün resmen şampiyonlar ligi listesindeki yerini ritchie de laet'e kaptırmış, ve ingiliz basınına göre de büyük ihtimalle dünya kupasını evinden izleyecek.

yazık oldu diyorum. fletcher,carrick,gibson ve hatta anderson gibi adamlar manu önliberosundayken, capello'da defansif ortasaha sıkıntısından gerrard'ı -bazen de barry- o pozisyonda oynatırken hargreaves çok kilit bir oyuncu olabilirdi bu sene iki taraf için de.

2 Şubat 2010 Salı

Yeniden

sürekli yazmak istememe rağmen bir türlü tutturamadım şu blog işini. iki önemli unsur var. 1- insanların takip etmesi. 2- boş zaman. birinden biri olunca devam ediliyor da, ikisi de olmayınca hiç yazası gelmiyor insanın.

tatilin de verdiği fırsatla bir kez daha başlıyorum çünkü düşüncelerim bana fazla geliyor yazacak yer arıyorum.